sahin.pngTarihi kaynakların aktardığı bilgilerden anlaşılacağı üzere Orta Anadolu XIII. Yüzyıl ortalarında Moğol İstilasına uğramış ve bu istilada On binlerce Türkmen ahalisi güneyde konuşlanmış Memlûklu Devletine sığınmış, onlarda bu Türkmenleri tampon bölge durumunda bulunan İlhanlı ile Ermeniler arasına yerleştirmişlerdir. Memluklulara sığınmış Türkmenler Suriye Valilerinin hizmetine girerek kuzeye doğru yaptıkları seferlere katılmışlar ve Maraş’a kadar ilerlemişlerdir. Yaptıkları mücadelelerde edindikleri başarılarla Memlûkluların güvenini kazanmışlar, onların desteğini alarak Halep Valiliğine bağlı Zeyneddin Karaca Bey önderliğinde Emirliklerini kurmuşlardır. Böylelikle kendi kendilerini idare etmeye başlamışlar ve Halep’ten başlayıp, Elbistan’a kadar uzanan bölgeyi yurt edinmişlerdir. Zamanla güçlenerek bazen Memlûklularla, bazen de kendi başlarına sefer düzenlemişler ve bu seferleriyle isimlerini çevreye duyurmuşlardır. Emirliklerini kurduktan sonra Tarih sayfalarında Dulkadirliler adıyla anılmaya başlamışlar ve Karaca Bey komutasında gelişmesini sürdürmüşlerdir. İlhanlıların iç karışıklığını ve Memlukluların desteğini lehlerine kullanmışlar kuzeye yani, Orta Anadolu içlerine doğru seferlere başlamışlar ve böylelikle 1294 yıllarında Sivas’a kadar ilerlemişlerdir. Dulkadirli ile Memlûkluların iyi ilişkileri çok sürmemiş, Halep Valisine götürülmekte olan bir ganimet kervanını Türkmenlerin soyduğu iddiası ve buna Karaca Beyin duyarsız kaldığı gerekçesiyle Halep Valisi Karaca Beyin üzerine yürümüştür. Bu yürümeden netice alamaması sonucunda Eretnâlılar’dan yardım istemiş ve Eratnâlılara bağlı güçler bir yerde Karaca Beyi yakalayıp, Memlûklulara teslim etmişlerdir.
Memlûklular da 1353 yılında Karaca Beyi asarak öldürmüşlerdir. Bu dönemlerde Osmanlı Sultanı Yıldırım Beyazıt yöreyi Osmanlı yönetimine almak için seferler düzenlemiş ve yöreyi geçici olarak iki defa Osmanlı topraklarına katmıştır. Buna tepki amacıyla yöreye Timur saldırısı başlamış. Timur kuvvetleri konaklamış dinlenirlerken, otlakta yayılmakta olan atları Dulkadirli Türkmenleri tarafından kaçırılmış ve bu durum Timur’un Dulkadirli Türkmenlerine büyük kin duymasına neden olmuştur. Bu kinin sonucu olarak Dulkadirli illerinde büyük yağmalar yapmış, tabiri yerinde ise yakıp, yıkarak taş üstünde taş bırakmamıştır. 1402 yılında yapılan ve tarihte “Çubuk Savaşı” adı verilen savaşta Osmanlı Ordusunu yenen Timur geri dönüşünde kendi soydaşları ile birlikte, beraberinde bir kısım Bozoklu Türkmeni de götürmüştür. Osmanlı topraklarında olaylar böyle gelişirken, komşuları Memlûklular ve Karamanoğulları tarafından cendereye alınmış Dulkadirli Beyliği bu cendereden korunmak amacıyla Osmanlılarla ittifak yapmışlar. 1402 yılından sonra yapılan bu ittifak sonucunda Bozok yöresinde bulunan Çandır (Kasabası), Kozan (köy) ve Budak-özü Kazası idari sahasında bulunan Bey Kışlasına Dulkadirli beyler yerleştirilmişlerdir. Dulkadirli illeri ile Çukurova yöresinde yaşayan pek çok Türkmen Aşireti de Osmanlılar ile Karamanlılar arasında tampon bölge konumunda bulunan Kırşehir-Yozgat (Bozok) civarında ki, Moğollardan boşalan köylere yerleştirilmişlerdir. Böylelikle Bozok yöresinde bulunan Moğollardan boşalan köyler Dulkadir illerinden gelen Türkmenler tarafından şenlendirilmiştir. Bu yıllardan sonra yörede Dulkadiroğulları hâkimiyeti başlamış ve bölge “Bozok”, Kara Hisâr-ı Demürlü yöresi “Budak-özü”, bağlı aşiretleri de yörede, “Şamlı, Halepli, Bağdatlı, Musullu, Tarhanlı, Kerküklü, Maraşlı” adıyla anılmaya başlamıştır. Dulkadirli beyleri Memluklu Devletinden çekindiği için uzun sure beylik merkezi, yani Başşehri Elbistan’ a gidememiş ve devletlerini Bey Kışlasından idare etmişlerdir. Dulkadirli Beyi Nasrettin Mehmet Beyin ölümü üzerine yerine 1443 yılında oğlu Süleyman Bey atanmış, Süleyman Bey kızı Sitti Hatun’u Fatih Sultan Mehmet Hanla evlendirerek Osmanlı, Dulkadirli dostluğunu sağlamlaştırmıştır. Bundan sonra sırasıyla 1454 yılında Melih Arslan Bey, 1467 yılında Şeyhsuvar Bey, 1472 yılında Şahbudak Bey, tahta geçmiş, bazı Türkmen beylerinin Fatih Sultan Mehmet’e bir yazı göndererek, Memlûklu yanlısı ve kardeş katili olan bu beyin alınması ve yerine Şeyhsuvar Beyi atanmasını istemişlerdir. Fatih’te bu beylerin isteğini yerine getirmiş ve Dulkadirli Beyliğinden Şahbudak Beyi alarak yerine Şeyhsuvar Beyi atayıp askeri bir güçle Maraş’a yollamıştır. Şeyhsuvar Bey, beyliğine karşı gelen ve Memlûkluların desteğini gören kardeşi Şahbudak’la şiddetli çatışmalara girmiş; bu çatışmalar sürerken 1471 yılında Şahbudak Bey, Memlûkluların desteği ile tekrar beyliğe atanmıştır. Bunun karşısına da Osmanlı yanlısı olan diğer kardeşi Alaüddevle Bey çıkmış ve Dulkadirli kardeşler arasında taht kavgaları devam etmiştir. Bu kavgaya Fatih Sultan Mehmet müdahale etmiş ve Şahbudak Beyi görevden alarak kendi yanlısı olan Alaüddevle Beyi Dulkadir Beyliğine atamıştır. Alaüddevle Bey, kızı Ayşe Hatun’u II. Beyazıtla evlendirerek Osmanlı Hanedanlığı ile iyi ilişkilerini sürdürmüş, bu iyi ilişki sonucu “Kırşehir, Çiçekdağı, Süleymanlı, Budak-özü, Hüseyin-Abâd” ve bunlara bağlı köylerinin de bulunduğu 43 köyü dirlik arazisi olarak vermiştir. Kardeşler arasında taht kavgaları sürerken 1489 yılında Alaüddevle Bey baskın gelmiş ve Şahbudak Beyi yandaş aşireti Rişvan Aşireti ile birlikte bertaraf etmiştir. Şahbudak Bey kaçıp, Amasya Valisi olan Şehzade Beyazıt’a sığınmış, Rişvan Aşireti de yaşamını sürdürmüş olduğu Kırşehir ve Bozok civarından, Maraş yöresine geri dönmek durumunda kalmışlardır. Alaüddevle Beyden sonra tahta oğlu Şahruh Bey geçmiş, buna karşı da eski beylerden Şahsuvar Beyin oğlu Ali Bey gelmiş ve Dulkadirli kardeşler arasında taht kavgaları sürmüştür. 1515 yılında bizzat Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim tarafından yönetilen Osmanlı ordusu XIII. Yüzyılda kurulan ve sınırlarını genişleterek Bozok civarını siyasi etkisine almıştır. Dulkadirli Devletinin varlığına son vermiş ve bu savaşta On bin kadar Dulkadirli Türkmeni İran’a kaçmıştır. Dulkadirli Devletine son verilmesine Anadolu Türkmenleri karşı çıkmaya devam etmiş ve 1527 yılında Hacı Bektaş-î Veli şeyhlerinden Kalender Çelebi öncülüğünde büyük bir isyan çıkartılmıştır. Yirmi bini aşkın isyancının katılımıyla çıkarılan bu isyana “Dulkadirli, Bozoklu, Çiçekli, Mesudlu, Karacalı Aşireti” mensupları ile işsiz kalıp, dirliği ellerinden alınan Dulkadirli sipahileri de katılmış ve isyan güçleri, devlet güçleriyle girdiği çatışmalarda galip gelmiştir. Bunun üzerine devlet işsiz kalıp, dirliği kesilen sipahilerin dirliğini geri vermiş ve böylelikle Kalender Çelebi’nin arkasından ayrılmalarını sağlamıştır. Sipahilerin arkasından ayrılmasıyla Kalender Çelebi güçsüz kalmış ve devlet güçleri tarafından yakalanarak öldürülmüştür. 1601 yılında devam eden Celâli İsyanları yörede büyük zayiatlara sebebiyet vermiş, isyancıların baskılarından kaçan yöre insanı başta Ankara olmak üzere komşu il ve ilçelere sığınmışlardır. İsyanın bastırılmasından sonra kaçan insanların yurtlarına geri dönmeleri yönünde çağrılar yapılmış ve bir kısmı bu şekilde geri döndürülmüştür. XVII. Yüzyıl sonlarında başlayıp, yüz yıl sürdüğü belirtilen ve çoğunluğu Bozok Sancağı civarından olduğu anlaşılan 84 000 çadır Türkmen ailesinin başta Rakka (Diyarbakır, Halep arası), Kıbrıs, olmak üzere yurdun değişik yörelerine zorunlu iskâna tabii tutulmuştur. Söz konusu iskanla yörede bulunan “Kara Hisâr-ı Demürlü, Budaközü, Kalınsaz, Salmanlı, Çiçekdağı, Tabanlı, Delice-özü, Konur, Yukarıkınık-kanak, Aşağıkınık-kanak, Kızılkocalı, Katar, İneballı Kaza ve nahiyeleri” gibi pek çok şehir ve köy boşalmıştır. Bunlardan boşalan yerleşim yerlerine başta konar-göçer halde yaşayan aşiretler olmak üzere çeşitli nedenlerden etkilenmiş ve yaşadıkları bölgeleri terk etmek zorunda kalmış aşiretler yerleştirilmişlerdir.
DULKADİRLİ HANEDAN SOYU: Tarihi vesikalarda “Dulkadir, Dulgadir, Zulgadir, Zilkadir, Tolgadir” adıyla kaydedilen Dulkadirliler, Hanedan soyu olarak Bayat Boyuna bağlıdır. Bünyesinde barındırdığı aşiretlerin çoğunluğunu Bayatlara bağlı aşiretler teşkil etmekte ise de başka boylara bağlı aşiretlerinde küçümsenemeyecek çoğunlukta olduğu bilinir. Hanedan soyu olarak kabul edilen aşiretler: “Zülkâdiriyye, Hisarbeyli, Dulkadir-li-oğulları, Dölarslan, Mestanbey, Salmanlı” dır. Zülkâdiriye Aşireti: Kendi adıyla yöreye bir köy kurdukları ve bu köyün Çiçekdağı bölgesinde bulunduğu görülmektedir. Hisar Beyli Aşireti: Eldivan İlçesi idari sahasında bulunan “Hisarcık karye”sini kuran oymak ile Sungurlu İlçesi Karaoğlu Köyünde yaşayan ve Hisarbeyli sülâle adı taşıyan oymağın adını bu aşiretten aldığı sanılır. Dulkadir-li-oğulları Aşireti: Aşiret mensuplarından bazı taifelerin Budak-özü yöresi Saraycık Karyesinde yaşadığı bilgilerini XVI. Yüzyıl kaynakları aktarmaktadır. Bu karyenin ise günümüzde Kızılırmak İlçesine bağlı Saraycık Köyü veyahut Sungurlu İlçesine bağlı Saraycık Köyü olduğu anlaşılmaktadır. Sungurlu’ya bağlı Saraycık Köyü ahalisi daha sonraları her hangi bir nedenden ötürü burayı terk ettiği ve buraya Çerkez Aşiretlerine mensup taifelerin yerleştirildiği anlaşılmaktadır. Sungurlu ve Boğazkale yöresinde handan soyuna mensup taifelerin yaşadığı ve bunlardan bazıları Dulkadirli beylerden Arslan beye izafeten “Dölarslan” soyadı aldıkları anlaşılır. Ayrıca, bu hanedanlığa bağlı bir taifenin Bala İlçesi merkezinde yaşayıp “Dulkadiroğulları” sülale adı aldığı; bir taifenin Yozgat İline bağlı Battal Köyünde yaşayıp “Dulkadiroğulları” sülale adı aldığı; birden fazla taifeninde Kırşehir İli idari sahasında kurulmuş İnlimurat, Yarımkale, Hasköy ve Dulkadirli Kasabasında yaşadıkları ve “Dulkadir-oğulları” soyadı aldıkları bilinir. Ayrıca, Yerköy İlçesi Beserek Köyünde yaşayan “Dulkadiroğulları” sülale adı almış oymak ve Delice İlçesi Kuzeyyurt Köyünde yaşayan Üregen soyadı almış oymağın ana tarafından Aslan Beyin torunu oldukları bilinir. Dulkadirli ve Dölarslan Oymağının soykütüğü ek bölümünde verilmiştir.
DULKADİRLİLER İÇERİSİNDE YERALAN AŞİRETLER: Dulkadirli beylerinin yöreye yerleşmesiyle birlikte bağlı aşiretleri de akın akın yöreye gelmişlerdir. Bu aşiretlerin bir kısmının bağlı boyuna ulaşılamamış, bazılarına ilişkin kaynak bilgi ise bağlı boyları içerisinde verilmiştir. Bu aşiretlerden tespit edebildiklerimiz; “Budak, Sungur, Boyalı, Karacakürt, Çongar, Köşger, Tatlı, Şerefeddinli, Söklen, Koçak (Koçi) Bey, Derviş, Karalar, Küreci (Küre), Körklü-Körüklü (Körkü), Kızıl-lı, Kızılkocalı, Köçekli, Sekülü, Şeyh Şâmi, Alişar, Topaç, Musahacılı, Torunlar, Yassıvela, Tatar, Hasan Demircili, Bahşi-Bahşili, Alamalsı, Alcı, Zakirli, Mihmatlı, İsalu, Yümrük, Kılıç, Nefesoğulları, Osmanoğlu, Sarılar, Karlı, Belen, Çay, Mert, Karmış, Pekmezli, Kayran, Kodal, Kulfalı, Çöplü, Gündüzlü, Hacılar, Çarıklı, Muslu, Bazlamaç, Çiçekli, Altın, Kesten, Kertil, Tekeli, Evliyalı, Turhan, Bekdik, Göksu-lu, Yahşi, Harbandelü, Çatalı, Çeçenli, Nurgöz, Kubat, Rişvan, Turtgutlu, Kabakulak, Recepli, Safalı, Koruculu, Hüseyin Hacılı, Karahamzalı, Taşlı, Kızıldonlu-Karadoğan-Karadonlu-Karadona, Poyraz-lı, Bağdatlı, Tacirli, Keven, Orhanbeğli, Sakalu, Kelallı, Kadir-li, Duman, Durak-lı, Karabıyık, Tirkeş, Zekeriyalı, Sarıkız –Tokuş Aşiretleri” dir. Ayrıca, yörede yaşayan “Maraş-lı, Bağdatlı, Kerküklü, Musullu, Şamlı, Tarhanlı, Halepli” soy veya sülale adı almış oymakların Dulkadirli Aşiretlerinden olduğu söylenebilir. Budak Aşiretleri: Adını, Oğuz Beylerinden Kazan Beyin yeğeni “Kara Budak” tan alan Dulkadirli beyi Şah Budak Beyden almıştır. “Budak bin Nazır, Budak, Şahbudak, Budak-özü, Budağın, Budak Fakı Ekinliği, Eskibudak, Alibudak, Yenialibudak, Yenibudak, Eskialibudak, Budakören, Akbudak, Karabudak, Şıh (Şeyh) budak, Dişbudak, Akbey gibi adını bu aşiretten alan sülale, yer ve soyadları yörede yaygın olarak bulunmaktadır. Ak-budak; İskilip İlçesi Kurusaray ve Alibey Köylerinde “Akbudak” soyadı; Sungurlu İlçesi Derekışla Köyünde “Akbudak” soyadı; Keskin İlçesi “Yenialibudak” ve Gazibeyli Köylerinde “Akbudak” soyadı; Çorum İli Büyükdüvenci, Karakeçili, Bozdoğan, Eskiören Köylerinde “Ak-budak” soyadı almış oymakların bu aşirete bağlı olduğu kuvvetle söylenbilir. Sungurlu İlçesi Çayan Köyünde yaşayan bir oymağın 1915 yılında “Budak” sülale adı taşırken, 1934 yılında yürürlüğe giren soyadı kanununda “Özbudak” soyadı aldığı ve bu şekilde aşiret adını yaşattığı görülür. Mucur İlçesi “Budak Köyü” nde yaşayan “Budak” soyadı almış oymak, Kırşehir İli Karıncalı Köyünde “Budaklar” sülale, Demir soyadı almış oymak; Çorum İli Kertme Köyünde “Budak” soyadı almış oymak; Uğurludağ İlçesi merkezinde “Budak” soyadı almış oymak; Alaca İlçesi Yenice Köyünde “Budak” soyadı almış oymak; Kaman İlçesi Kargın-yenice ve Hirfanlı Köyünde “Budak” soyadı almış oymak; Şefaatli İlçesi Kızılyar Köyünde “Budak” soyadı almış oymak; Eldivan İlçesi merkezinde “Budakoğlu” soyadı almış oymak; Kırşehir İli Çayağzı Kasabası “Dişbudak, Özbağlar Kasabası ve Tatar İlyas Köyünde “Budak” soyadı almış oymaklar ve Kaman İlçesi Ulukaya Köyünde “Budak” soyadı almış oymağın adını bu aşirete izafeten aldığı kuvvetle söylenebilir.

Kaynakça ve ayrıntılı bilgi; “ÇORUM, YOZGAT, KIRŞEHİR, KIRIKKALE, ÇANKIRI YÖRESİNDE OĞUZ BOYLARI” 
İsmail UÇAKCI Kültür Araştırmacısı    www.ismailucakci.com     iucakci@ismailucakci.com

Yukarıdaki Makale, Aile Tarihimiz, Dulkadiroğulları hakkında bilgi almak adına Soru Cevap bölümümüzden sorularınızı iletebilirsiniz…  05.02.2011 tarihi itibarı ile ilgili makale altında Yorum ve Soru-Cevap etkinliği; Soru Cevap sayfamıza alınmıştır.

Soru ve Yorumlarınız için… Tıklayınız…

Dulkadiroglu.Org Yayın Kurulu